23 Şubat 2017 Perşembe

İnsanlıklı aileymiş vesselam

Bugünkü konumuz iş kıyafeti bakma zorunluluğu ve bu süreçte benim aracı bulmam.
Şimdi yeni mezun olduğunuzda artık görüşmelere stajyer olarak gidemeyeceğiniz için daha resmi giyinmeniz gerektiği ile yüzleşiyorsunuz. Hal böyle olunca siyah kumaş pantolon veya etek, beyaz gömlek vs arayışlarınız başlıyor. Ben de o dönem yeni mezunum, bir iki iş görüşmesine gidiyorum ama öyle aşırı resmi de giyinmiyorum fakat resmiyete geçmem gerektiğinin farkındayım.

O AVM senin bu çarşı benim geziyorum ama takıntılı bir insan olduğum için o çok basit gözüyle baktığımız siyah pantolon, beyaz gömleği bulmak benim için hayli zor oldu.
Bir gün annemle İstanbulumuzun güzide ilçelerinden birine gittik. Çarşıda mağaza ve butikleri dolaşıyoruz. Annem artık çıldırmış vaziyette alt tarafı kumaş pantolon alacam ne kadar zor olabilir ki...
Çarşıda dolanırken bir butiğe girdik. Butiğin sahibesi de tatlı mı tatlı genç bir hanımefendi. Bir yandan askıdaki kurcalarken bir yandan sohbete tutulduk. Butiği yeni açmış, bulunduğu ilçeye yeni taşınmışlar. Eşi elektronik/teknoloji sektöründeydi sanırım. Ben o zamanlar da dertliyim tabi; iş bulamıyorum. Kardeşi de yanlış hatırlamıyorsan reklam sektöründe çalışıyormuş. Butik sahibesi o kadar güler yüzlü, o kadar iyi kalpliydi ki eşinin medya sektöründe çalışan arkadaşları varmış, ondan bana yardımcı olmasını isteyeceğini söyledi. Eşinin mail adresini ve numarasını yazdığı kartı bana uzattı ve özgeçmişimi göndermemi istedi. Güle oynaya aldım tabi o kartı. Öte yandan hiç ümidim yok çünkü günümüzde kim tanımadığı insana elini uzatıyor ki... Ben eve döner dönmez özgeçmişimi güncelleyerek butik sahibesinin eşine gönderdim. Bir ümit belki yardımcı olur diye de düşünmeden edemiyorum. Umut fakirin ekmeği sonuçta.

Birkaç gün geçti bahsettiğim adam aradı "Bir arkadaşımın gastronomi üzerine sektörel dergisi var, onunla konuştum görüşeceksiniz, umarım bu iş olur" dedi. Ben heyecandan ve sevinçten havalara uçtum tabi. İnsanlıklı bir aileymiş vesselam.

Bu noktada ara bilgi vermezsem olmaz. Bahsettiği dergiye ben internet üzerindeki kariyer portallarından ve kendi sitelerine mail atarak daha öncesinde başvurmuştum ama geri dönüş olmamıştı. Hatta hiç geri dönüş olmadığı için son maili o kadar laubali yazmıştım ki işe başladıktan sonra umarım hatırlamazlar diye içimden geçiriyordum. Fakat iş arkadaşımın bilgisayarının masaüstünde o dosyayı görmüştüm. Görmek pek hoş hissettirmemişti.

Her neyse ben görüşmeye gittim, işi de aldım ama bu macera fazla uzun süreli olmadı. Fakat o kısa sürede yazabileceğim birçok şey başıma geldi. O yüzden kısa süreli gastronomik maceramı başka bir postta anlatacağım.

Yazıyı bitirmeden önce size de hiç tanımadığınız birisi iş bulmanızda yardımcı oldu mu çok merak ediyorum. Lütfen yorum kısmında benimle paylaşın. Ben o butik sahibesi ve eşini düşündükçe 'Dünya böyle insanların hatırına dönüyor' diye düşünüyorum. Ayrıca işe girip çıktından sonra teşekkür mahiyetli tekrar o butiğe gitmiştim fakat kapanmıştı. Çok üzüldüm. Umarım hayatta her şey gönüllerince olur...
Devamını Oku »

22 Şubat 2017 Çarşamba

İlk iş görüşmesi

Size iletişim mezunu olduğumu önceki postta belirtmiştim. Okuldan mezun olalı henüz 2-3 ay oluyorken ki halen diplomamı bile almamıştım (Bilenler bilir diploma 6 ay ila 1 yıl arasında ancak elinize geçer) başladım iş başvurularına. Öğrenciyken zaten medya sektöründe 2 senelik deneyimim vardı. Bence bu öyle azımsanacak bir durum da değil; sıfır deneyimle ve stajsız mezun olan arkadaşları düşünürsek.
Sektörel dergilere, gazetelere, internet portallarına, kanallara, ajanslara başvuru yapmaya başladım. Tabi yeni mezunken öyle şıp deyince iş bulamıyorsunuz. Hoş şu an bile bulamıyorsunuz ya neyse...

İstanbul'da lüks tüketim üzerine ürünler satan aynı zamanda da ürünlerinin reklamını ve tanıtımını yaptığı bir dergi çıkaran orta ölçekli bir kurumla görüşmeye gittim. bu arada şunu tekrar belirtmeliyim; taş çatlasın 3 aylık mezundum ve başvurularımı internet üzerinden yapıyordum. Yani hali hazırda özgeçmişlerimi öncesinde inceliyorlardı.

Velhasılıkelam ben bu lüks tüketim ve saat üzerine yayın yapan derginin yetkilisiyle görüşmeye gittim. Kendimi, mezun olduğum bölümü, yaptığım işleri anlattım. Yetkili beyefendi de derginin yayın sürecini, hedef kitlelerini, organizasyon şemasını açıkladı. Konuşma bir noktada bitti ve konu maaş/ücrete geldi. Baktım adamda tık yok herhangi bir rakam söylemiyor. Ben de açık açık söylemek istemiyorum ama konuşmak lazım. ık mık derken adam çıkardı ağzından baklayı: ASGARİ ÜCRET! Tamam yeni mezunken kimse 5 bin lira ile işe başlamayı beklemiyor ama vasıfsız eleman değilim ki o ücrete çalışayım. "Sizce fazla düşük değil mi?" diye sorduğumda ise asıl bomba diyolağa başladık.

Adam "Fazla deneyiminiz yok o yüzden bu ücreti uygun gördüm" dedi. Ben şok üstüne şoka uğradığım için tepki veremiyorum ama kan beynime hücum ederken tüm vücudumu ateş sardı. "Afedersiniz de diğer iş deneyimlerimi kısa süreli diye saymayabilirsiniz ama 2 sene x gazetesinde çalıştım" diyebildim. Adamın cevabı çok daha komikti; "İki yıl çok da uzun sayılmaz. Deneyiminiz yetersiz" deyiverdi. Ağzıma bir dolu küfür birikti ama çıt çıkaramadım sadece "Pardon da ben zaten yeni mezunum, mezun olalı 3 ay oldu, daha uzun çalışma deneyimini nereden bulabilirsiniz" sözcükleri döküldü ağzımdan. Adamsa gıcık edici bir şekilde karşımda sırıttı. Orada ağzıma gelen her şeyi sıralamayı çok isterdim ama teşekkür edip çıktım.

Bu benim ilk iş görüşmesi deneyimimdi. O gün anlamıştım bu iş kolay olmayacaktı. Az ücrete çok iş yaptıracak, eğitim düzeyiniz, yaptığınız işler umurlarında olmayacak işverenlerle muhatap olacağımı o görüşmeyle anlamıştım. Beni zorlu bir yolculuk bekliyordu. Bahsettiğim görüşmeyi yapalı 3 yıl oldu bu arada çeşitli işlerde çalıştım, birçok mülakata girdim. Karşıma gelen tavırlarda fazla bir değişiklik olmadı.

Siz de ilk iş görüşmesi deneyimlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Umarım sizinkiler daha iyi geçmiştir ama benimki gibi kötü deneyim edinenlerin de olduğunu görürsem yalnız olmadığımı görerek bir nebze mutlu olabilirim. Pamuk eller klavyeye yalnız bırakmayın beni :)

Devamını Oku »

21 Şubat 2017 Salı

Önce bir 'merhaba'

Bir merhaba demeden ne kadar süreceğini bilmediğim yayın hayatıma başlamamı bekleyemezsiniz. İçten bir kucaklaşma, sevgi gösterisi vs. zamazingolarını atlayarak size bu siteyi neden açtığımı ve asıl önemli soru; size ne anlatacağımı açıklayacağım.

Hazır mıyız? (Çünkü bu klavyenin başında çok merak uyandıran ve takip edilen biri var ki bu soruyu soruyorum!) Tabii ki ironiydi. :)

Şimdi asıl mevzuya gelmeden önce az da olsa kendimden bahsetmem lazım ki konuya hakim olabilesiniz.
Efenim, itiraf ediyorum; çok da ismi dağlar taşlar olmayan ama kötü de sayılmayacak bir üniversiteden mezun olalı 3 sene olacak. İletişim fakültesi öğrencisiyken dahi ulusal bir iki gazetede staj imkanı bulmuş idim- kapağı oralara atamadım orası ayrı- ve ayrıca mezun olduktan sonra da o deneyimleri staj değil de bildiğiniz sigortalı, maaşlı deneyim olarak gösteriyorum. Aramızda kalsın. (Kalmadı) (İnternete yazmışsın aramızda kalsını mı kaldı?) diye sorarlar adama! E haklısınız.

Neyse zevzekliği bırakıyorum. Yazdığım iki satırdan da belki sezmişsinizdir. Sizlere çoğunlukla işsizlik dönemlerimi, iş görüşmesi maceralarımı ve kuyu kazmalı, mobingli, yer yer keyifli, kısalı uzunlu iş deneyimlerimi anlatacağım.
Baktım olacak gibi değil, iş bulamıyorum. Ben de burada dert yanacağım. Umarım hazırsınızdır. Hazır olsanız iyi olur.


Sonuç: Kimse siteyi okumamış. Bir anonim blogcu şizofreniye bağlamış...
Ay umarım öyle olmaz. Çünkü olmasın!

Devamını Oku »